|
|
| |
| RED NOISE - SARCELLES LOCHERES (1971) |
| |
Bazı gruplar vardır dinlediğinizde öyle bir izlenim verirlerki sanırsınız bu adamların müzik yapmak gibi bir gayeleri yok.cansıkıntılarını dağıtmak,hoşça vakit geçirmek,kafalarına göre takılmak amaçları.şaçmasapalığı müzik literatürüne bile sokarlar hatta.free jazz-rock diye adlandırabileceğimiz bu albümde adamlar doğaçlama yeteneklerini kullanıp müthiş parçalara imzalarını atmişlar.örnekleme vermek gerekirse frank zappa,xhol,ennexus quam karışımı diyebiliriz albüm için.hatta esinlenmişler desek dahada doğru olur belkide.
ilk okul günlerimde 23 nisanda bando için istekli öğrenciler ararlardi öğretmenler.hepimize borazan verirler çalin bakalim derlerdi.manyak sesler çıkardı o zaman datt dütttt diye.(ben ses bile çıkatamazdim neyazıkki nefesim yetmezdi:(bi süre sonrada biraz alışınca bi melodi tutturup beceriksizcene aynı şeyi çalar dururduk, yani dururlardı.bunları niye anlatıyon derseniz,bu albumü dinlerken o günleriniz aklinıza gelecek sizlerinde ondan.
albüm kisacık kozmik tuvalet isimli parçayla başlıyor sifon çiş sesleri falan,sorada adam ellerinizi yıkamayı unutmayınız diyor,kafalari çekmiş sarhoş adamlararın şarkı söylemelerine benzer komik bir şekilde devam ediyor.adamlar takmışlar tuvalete dalgalarını geçmişler o bi kesin.galactic sever song adlı parçaya geldiğinizde ise vay diyorsunuz adamlar enstrüman kullanmayı biliyorlarmış meğer..:))(anlayabildiğim kadarıyla sözler için aynı şeyi söyleyenesemde)final 18:56 dakikalık parçada ipler kopuyor zaten,hepbirlikte uçuşa geçiyorjuz.umaguma vari bi atmosferde saksofon ve orgların uçuştuğu başka bir dünyada buluveriyoruz kendimizi.
70'li yıllar fransası öğrenci hareketlerinin yoğun olduğu bir zaman olduğundan grup müzikal ve politik görüşte anlaşmazlığa düşüp dağılmış.ayrıca grubun kurucusu gitarist ve vokolist patrick vian'ın buruits et temps analogues adında 1976 tarihli bir çalışması var..ek olarak (68-70) arası grupta yer alan saksofoncu francis lemmonnier'in komınter adlı grubu vardır.1971 tarihli tek albümü fevkaladedir bilginize...
kısacası nefis bir jazz-rock albümle karşıkarşıyayız.keyfini çıkarın bir kaç sefer dinlemedende acele karar vermeyin.
sarcelles-locheres
patrick vian /guitars,vocal
jean-klaude cenci /sax,flute,vocal
daniel geoffroy /bass,vocal
philip barry /drums,guitars,vocal
cosmic, toilet ditty
caka slow - vertebrate twist
obsession sexuelle no. 1
galactic sewer song
obsession sexuelle no. 2
red noise live au cafe des sports
existential-import of the screw-driver eternity twist
20 mirror mozarts composing on tea bag and ½ cup bra
red noise en direct du buffet de la gare 2nd partie
a la memoire du rockeur inconnu
petit precis d'instruction civique
sarcelles c'est l'avenir |
|
|
|
| |
| <
|
| |
|
| ALAIN GORAGUER - LA PLANETE SAUVAGE (1973) |
| |
Öff ya bıktım bu tembelliğimden valla yaa. Sözde bir aydır bir şeyler ekleyecem blog'a. Bi şunu ekleyeyim diyorum bi bakıyorum fikir değişmiş başka bi albüme karar kılmışım. Haliyle tembellikten onu da erteleyince başka bi albüm geliyor akla, bu böyle bir şey yapmadan geçiyor. Geçen gün TV’de Zeki Alaysa - Metin Akpınar filmlerinden “Nerden Çıktı Bu Velet” vardı, havaalanı sahnesinde çalan fon müziği duyunca hah dedim boşver diğerlerini bunu ekleyeyim. Çıkardım HD’den bir haftadır sarkıyor yine. Yok abi adam olmaz benden alamadim da zati :)
Neyse albümümüz, film'in yönetmenliğini Fransız animasyoncu Rene Laloux yaptığı film ve albümün de aynı adı taşıdığı La Planete Sauvage (Fantastik Gezegen). Film, dev yaratıklar ile küçük insanlar arasındaki mücadeleyi anlatıyor.1973 yapımı film animasyon dalında döneminin en iyi filmlerinden biri olarak gösteriliyor, tabi bunda filmin müziklerinin yeri tartışılmaz. Alain Goraguer'in çeşitli sanatçılarla da çalışmaları olmuş bir başka film müziği albümü de Go-Go-Goraguer. Albüm için aslında birkaç melodik yapının farklı versiyonlarından oluşuyor diyebiliriz. Birbirini tamamlayan 25 kısa parçadan oluşan albüm, saykodelik teknikleri zorlayan hatta rahatsız edici, şiirsel, kozmik bir başyapıt. Beğeneceğinize eminim ama rahatsız olmayacağınızı garanti edemem.
LA PLANETE SAUVAGE
1 - Déshominisation II (00:56)
2 - Déshominisation I (03:50)
3 - Générique (00:44)
4 - Bracelet (01:27)
5 - Ten et Tiwa (01:46)
6 - Maquillage de Tiwa (01:17)
7 - Course de Ten (00:53)
8 - Ten et Médor (01:47)
9 - Ten et Tiwa Dorment (01:49)
10 - Ten Est Assomé (00:45)
11 - Abite (00:52)
12 - Conseil des Draags (00:56)
13 - Hommes - La Grande Co-Existence (01:15)
14 - Femme (2:12)
15 - Mira et Ten (00:44)
16 - Mort de Draag (00:52)
17 - L'oiseau (02:28)
18 - La cité des Hommes Libres (00:51)
19 - Attaque des Robots (02:05)
20 - Longue Marche (02:16)
21 - Fusées (02:20)
22 - Générique (02:07)
23 - Strip Tease (02:24)
24 - Méditation des Enfants (01:33)
25 - Vieille Meurt (00:46) |
|
|
|
| |
| <
|
| |
|
| DAILY FLASH - I DAILY FLASH (1966 - 1968) |
| |
Bi dolu proje var, o var bu var derken baktım ki blogu sallamışız. Kendi adıma sallamışım demek daha doğru.. Kvartetten, Lolipop Yonçin ve Kozmik Kedi boş durmamış, iyi de olmuş. Gelelim Daily Flash'e.. Enteresan bi gruptur. Öyle ahım şahım bişey beklemek doğru değildir belki ama albüm yapmadan tarihe geçenlerdendir bu elemanlar da. 1965 yılında kurulmuşlar ve özelllikle 1966-1968 yılları arasında kayıtlar yapmışlar. Bu albüm o kayıtların 1985 yılında ancak yayınlanabilmiş toplamasıdır. Psychedelic Folk Rock tarzlarını en iyi anlatan kelime dizimidir. Grupta başı çeken eleman Douglas Hastings adındaki gitarist abimizdir. Hastings aynı zamanda çok iyi bildiğimiz Buffalo Springfield ve Rhinoceros gruplarında da yer alarak kariyerine önemli noktalar eklemiştir.
Ben bugün yazma konusunda nedense tutuk olduğumu hissediyorum. Havadan mıdır sudan mıdır bilmiyorum. İşin kötüsü fena halde albüm tanıtımı ekleyesim var. Hatta kafamda Motiffe, Drum Circus, Grapefruit, Hook, Lucifer's Friend ile ilgili tanıtımlar dolaşıyor. Ama bu dil ve anlatı becerisinden yoksun halle yazmanın da pek bi manası olmasa gerek.
Albümde benim favorilerim Canteloupe Island, When I Was a Cowboy ve sırf isminden dolayı The French Girl. :) Ha unutmadan.. şu aralar OctoRadio'da en sık çalınan gruplardan biridir.
DAILY FLASH
Douglas Hastings / Gitar
Steve Lalor / Gitar, Vokal
Don MacAllister / Bass, Mandolin, Vokal
Craig Tarwater / Gitar
Tony Dey / Davul
Rick Dey / Gitar, Vokal
Barry Curtis / Vokal, Gitar
Don Wilhelm / Bass, Vokal
Steve Peterson / Vurmalılar, Mandolin
Jon Keliehor / Davul
I DAILY FLASH
01 - Queen Jane Approximately
02 - Violets of Dawn
03 - Green Rocky Road
04 - Barbara Flowers
05 - The Girl From North Alberta
06 - The French Girl
07 - Grizzly Bear
08 - When I Was A Cowboy
09 - Canteloupe Island
10 - Jack of Diamonds
11 - Queen Jane Approximately (Live Version) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| SANTANA - SANTANA (1969) |
| |
Henüz daha ortaokuldaydım. Okuldan bir an önce eve gelip televizyonda matine şeklinde yayınlanan Yeşilçam filmlerini izlemek gibi takıntılı bir derdim vardı. Filmleri izledikçe fonda çalan müziklere de kulak kabartmaya başladım. Zamanla bu filmleri müzikleri için izlediğimi anlayacaktım. Güzel yıllardı...
Bir gün "Turist Ömer Yamyamlar Arasında" adlı yapıma denk gelmiştim. İşte o günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Zira filmin fon müziğinde "Jingo"suyla lafı bir an evvel kendisine getirmek istediğim Santana vardı.
Carlos Santana'yı yeryüzünde bilmeyen yoktur sanırım. Popçusu da biliyor, rapçisi de biliyor, osu da busu da... Yalnız kim ne derse desin Santana bir don lastiğiymişçesine farklı müzik tarzları arasında bir o yana bir bu yana çekiştiriliyor ve bu sebepten ötürü herkesin kafasında farklı bir Santana algısı var. Santana'nın ödün verme gibi görünen oysa özünde devrimcilik olan bu değişik arayışlara yönelimini Bruce Lee bandrollü "su gibi ol kardeşim" felsefesine de yontabiliriz.
Evet, herkesin farklı bir Santana'sı var. Hatta Santana'yı sevmeyen prog severler de olmuştur, olacaktır. Gentleoctopus blogu içerisinde Santana'ya dair bir yazı olmaması da bu tezimi güçlendiriyor. Ama derseniz ki "Santana'ya gelene kadar kimler var", o zaman ben de "haklısınız" derim.
Karşınızda Santana ve arkadaşları...
SANTANA
Gregg Rolie / Klavye, Vokal
Michael Shrieve / Davul
David Brown / Bas
Michael Carabello / Vurmalılar
Jose 'Chepito' Areas / Vurmalılar
Carlos Santana / Gitar, Vokal
SANTANA
1 - Waiting (4:04)
2 - Evil Ways (3:56)
3 - Shades of Time (3:13)
4 - Savor (2:45)
5 - Jingo (4:21)
6 - Persuasion (2:35)
7 - Treat (4:43)
8 - You Just Don't Care (4:35)
9 - Soul Sacrifice (6:38)
|
|
|
|
| |
|
| |
|
| ARTHUR BROWN'S KINGDOM COME - THE JOURNEY (1973) |
| |
Merhaba herkese....
Ne güzel bi resim değil mi yanda duran? Uzayda otostop yapan bi amca gibi sanki. Ama ben bu albümü kapak resmi güzel diye eklemiyorum tabii ki... Bir türlü giremedim konuya yahu!
Journey albümü, bu ad ile çıkarılan üçüncü albüm. Bundan önceki grup ismi ise “The Crazy World of Arthur Brown”mış. Adından da belli oluyor sanırım albümün nasıl olduğu. Aslında önceki isimlere ya da albümlere bakarak şimdi için bi tahmin ya da genelleme yapmak da pek tarzım değil ama samimiyetle söylüyorum; bu albüm dinlenmeyi oldukça hak eden bir albüm!!!
Mellotron and ARP 2600 synthesizer (bireştirici diye çevirdi sözlük synthesizer kelimesini; bireştirici de neyse artık...) heh işte bu aletin buradaki kullanımı özellikle takdire değer bulunuyor. Bir de bu albüm çıkmadan önce davul ve klavyedeki elemanlar ayrılmış. Sanırım bu ayrılıktan sonra karar verilmiş biraz değişiklik yapılmasına. Bu isim altında çıkan diğer iki albümden farklı olarak “The Journey”, grubun daha önceki çalışmalarında izlerini görebileceğimiz İngiliz gruplara has özelliklerin tarih olduğu ve daha bi spacey daha bi progressive özellikleriyle kulaklarımızın pasının daha bi derinlemesine silindiği bir albüm bence. Çıktığı yıllarda çok da fazla ilgi görememiş abimizin çalışmaları. Hatta Arthur Brown daha sonra Texas’ta marangozluk yaparken görülmüş. Ben ellerin yalancısıyım valla öyle diyorlar...
Gelelim albümde dikkat edilmesi gereken parçalara… Öncelikle ilk sırada yer alan “Time Captives” ile üçüncü parça “Gypsy” benim favorilerim... Dinleyin siz yine de tamamını! Hepsi ayrı bir güzel, ayrı bir eğlenceli… Eminim dinledikten sonra çok şey bulacaksınız söyleyecek...
ARTHUR BROWN'S KINGDOM COME
Arthur Brown / Vokal
Phil Curtis / Bass
Andy Dalby / Gitar
Victor Peraino / Klavye
Tony Uter / Perküsyon
THE JOURNEY
1 - Time Captives (8:17)
2 - Triangles (3:17)
3 - Gypsy (9:09)
4 - Superficial Roadblocks (6:56)
5 - Conception (2:07)
6 - Spirit of Joy (3:17)
7 - Come Alive (8:45) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| FRED - FRED (1971) |
| |
Fred diskografisi bu albümle tamamlanıyor. Gerçi grup için her şey bu albümle başlamıştı ama ben son albümden başladığım için sona ilk albümleri kaldı :)
Grubun zamanında yayınlanmamış ilk albümleri. Ben ilk bu albümü dinlediğimde gerçekten çok beğenmiştim. Ne de olsa psychedelic şeyler severim. Sonra Gnosis’e girip diğer iki albümlerinin bundan daha yüksek notlar aldığını görünce hemen o albümleri aramaya giriştim. Uzunca bir süre camiadan tanıdığım kimler varsa Fred’in ikinci ve üçüncü albümlerini sordum. Sonunda bi şekilde buldum. Siz aramayın diye tüm albümleri dökeyim istedim buraya.
Sayısız Psychedelic albüm dinlemişliğim vardır. Bu en önde sevdiklerimden biridir. Enteresan bir albüm… Ya çok güzel şarkılar var ya da kötü. Yapılan güzel şarkılar sözleri dışında oldukça kaliteli. Bu yüzden grup ilk dinlediğimde bana çok “kaliteli” gelmişti. Zaten “Notes on a Picnic” ve “Live at the Bitter End”i dinleyince kulaklarımın yanılmadığını anladım. Grup, belli bir müzikal bilgiye sahip olduğunu bu ilk albümde ortaya koyuyor. Beste yönünde eksiklikleri olduğu kanaatine varıyor insan. Daha öncede söylediğim gibi çok yetenekli müzisyenlerden oluşan bir grup olduğunu hemen anlıyorsunuz. Sonraki çalışmalarında müzikal yönlerini Fusion’a çevirdiklerini görüyoruz. Gerçek yeteneklerini oralarda kusmuşlar.
Bu albüm, grubun müzikal kariyeri boyunca yaptığı tek 45’lik olan “Love Song”u barındırmakta. Sözleri çok kötü olsa da gitar ve keman kombinasyonu muhteşem. İlk şarkı olan “Four Evenings” de gayet kaliteli bir çalışma. Bir kez daha söylemek gerekir ki Joe Decristopher ve David Rose harika müzisyenler.
Maalesef daha albümleri yok. Gönül isterdi ki daha çok olsun ben onları da yayınlayayım… Ama yok. Yine de albüm çıkaramamış bir grup için yeterli kayıt tutmuşlar ve bizi böyle güzel bir gruptan mahrum bırakmamışlar. Tüm albümlerini kesinlikle tavsiye ederim.
FRED
Joe Decristopher / Gitar
David Rose / Keman, Vokal
Ken Price / Klavye, Vokal
Mike Robison / Bas Gitar, Vokal
Bo Fox / Davul, Vokal
Gary Rosenberg
FRED
1 - Four Evenings (6:39)
2 - Soft Fisherman (6:31)
3 - Salvation Lady (6:01)
4 - By the Way (6:45)
5 - I'll Go On (4:26)
6 - For Fearless Few (3:47)
7 - A Love Song (4:40)
8 - Booking Agent Blues (4:33)
9 - Windwords (6:51)
10 - A Love Song (45rpm version) (3:2 |
|
|
|
| |
|
| |
|
| FRED - NOTES ON A PICNIC (1974) |
| |
Fred’i tamamlamaya karar verdim. İlk olarak “Live at the Bitter End”i paylaşmıştım. Dedim ki madem tersten başladık öyle devam edelim.
Notes on a Picnic, grubun ikinci albümü. Daha doğrusu yayınlanmamış üç albümünden ikincisi. Bu albüm de üçüncüsü gibi, fusion (jazz/rock) tadında bir albüm. İlk albümleri olan “Fred”den sonra çıkan bu albümde tarz olarak çok olgunlaştıkları ve değiştikleri görülmekte. Bundan sonra ilki olan “Fred”i de yayımlayınca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Psychedelic olan “Fred”den resmen Fusion’a sert bir geçiş yapmışlar. Gerçi ilk albümleri de gayet başarılı, gelişme sinyalleri veren bir albüm.
Müzik daha önce de yazdığım gibi; Joe Decristopher ve David Rose etrafında olgunlaşıyor. Bu albümde klavye kullanımı biraz daha fazla… Çalış stilini beğendiğim Bo Fox da bu müzikte önemli bir yere sahip, grubun müzikal yapısını harika bir biçimde tamamlıyor. Çarpıcı keman ve gitar icralarına hazırlıklı olun.
Bir şarkıyı diğerinden ayırmadan dinlenebilecek süper bir albüm. Eğer daha önce yayımladığım “Live at the Bitter End”i beğendiyseniz buna da bayılacaksınız. Bunu garanti edebilirim. Grup ile ilgili yazdığım yazıları tekrar etmeme gerek yok. Uzatmayayım… Keyfini çıkarın…
FRED
Joe Decristopher / Gitar
David Rose / Keman, Vokal
Ken Price / Klavye, Vokal
Mike Robison / Bas Gitar, Vokal
Bo Fox / Davul, Vokal
Gary Rosenberg
NOTES ON A PICNIC
1 - Here's a Wet One (6:02)
2 - Notes on a Picnic (4:02)
3 - Variations (3:23)
4 - Mantra (5:30)
5 - For Bela Bartok (4:25)
6 - The Head's The Best Part (6:04)
7 - Cheese Dog (4:21)
8 - Chaos in the Conservatory (8:47)
9 - Perverseerance (4:42)
10 - Political Silence (4:42)
11 - Slippin' Into Darkness (12:44) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| MOTIFFE - MOTIFFE (1971) |
| |
Hakkında neredeyse hiç bilgiye sahip olmadığımız gruplardan biridir Motiffe. 1971 yılında çıkmış olan tek albümü dışında başka bir kayıtlarına da rastlamadım ben. Bilen, duyan, gören varsa bilgilendirsin bizi de ekleyelim eksik kalan bilgileri bloga. İngiltere çıkışlı oldukları ve 1971'e tarihlendikleri dışında söyleyebileceklerimizin hepsi albüm üzerine atıp tutmalardan ibaret olacaktır. Öncelikle uzun hatta upuzun parçalardan oluşuyor albüm. Ya parçayı nasıl bitireceklerine karar veremeyip uzattıkça uzatmışlar ya da ulen dur işte keyif alıyoruz devam edelim mantığı gütmüşler ki ben ikincinin daha uygun olduğunu düşünüyorum. King Crimson, Colesseum gibi grupların tarzına yakın olmakla birlikte parçalarda yer alan flüt ile sıklıkla Focus ve Jethro Tull kuşağına da giriyorlar. Arada psychedelic'e kaysalar da genel olarak progressive rock semalarında gezinmekteler. Hiç alakaları olmamalarına rağmen Budgie ile benzer bi tarafları var; bu elemanlar da Budgie'dekiler gibi ticari düşünen her müzisyenin yaptığını yapmayıp kısaltsalar 8-10 parçaya yetecek kadar melodiyi ve materyali tek parçada kullanıyorlar ve de alkışı hak ediyorlar.
Life Reciprocal ve Mind & Body benim favorilerim. Albümü dinleyenlerden de yorum kısmına bi şeyler yazmalarını rica ederiz. Görmediğimiz, kaçırdığımız noktalar varsa bilelim, öğrenelim... Grup elemanları ile ilgili bilgim yok hiç o nedenle ekleyemiyorum. Ama albümde gitar, bas, davul, klavye dışında flüt, saksofon gibi aletlerin de kullanıldığını söyleyebiliriz. İyi dinlemeler...
MOTIFFE
1 - Grotesque Piece (5:15)
2 - Analogy (6:17)
3 - Life Reciprocal (10:32)
4 - To George (8:26)
5 - Mind & Body (15:36) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| |
| ALIA MUSICA- ALIA MUSICA (1979) |
| |
Radyodan yapılan Alia Musica isteği üzerine işte sizlere Alia Musica. Alia Musica 12 müzisyenin bir araya gelerek yaptıkları şahane bir çalışma. Prodüktörlüğünü Premiata Forneria Marconi’den hatırlayağımız Mauro Pagani yapıyor, aynı zamanda da müzisyen olarak grupta yer alıyor. PFM dedik diye “ooo PFM ha” deyip onların tarzında bir müzik beklenmesin, çünkü PFM tarzından çok uzak bu albüm. PFM'nin en verimli, en iyi dönemlerinde yer alan Mauro Pagani, 1976’da gruptan ayrıldıktan sonra solo takılmaya karar verip kariyerini farklı bir yönde sürdürmüştür. Başka gruplarla da çalışmış 12 müzisyen bir araya gelip 1979 tarihli İtalyan Folk tarzındaki bu albüme imzalarını atmışlar. Mauro Pagani'nin solo kariyerinde yapmış olduğu albümler de dinlenesidir ayrıca. İkinci albümü Sogno di una Notte d'estate aynı zamanda tiyatro ve film müziği olarak da kullanılmış... Ünlü şarkıcı ve söz yazarı Fabrizio de Andre’yle tanışmasından sonra film müzikleri alanına da girmiştir. Albüm hakikaten nefis… Ortaçağ müzik aletlerinin kullanıldığı bu albümü dinlerken ortaçağ karanlığını, kasvetini (ki ortaçağ empoze edilenin aksine hiç de abartıldığı gibi değildir:) hissedeceğinize eminim. Mauro Pagani burada yaylıların atası sayılabilecek "rebec" ilginç bir sesi olan çevirmeli garip bir zımbırtı "vielle" kullanmış. Neyse keyifle dinleyin. |
|
|
|
| |
|
| |
|
| GALLIARD - NEW DAWN (1970) |
| |
Galliard. (sanırım gayard olarak telaffuz ediliyor) Erkenci bu elemanlar. 1968'de kurulmuşlar, ilk albüm 1969 ikincisi ve buraya konuk olanı da 1970'de kaydedilmiş. Bakınca birkaç yıl sonrasının müziğini dinlediğini ayırt edebiliyor insan. Psychedelic'ten Jazz Rock Fusion'a uzanan Galliard müziğinde Brass diye tabir edilen pirinçten yapılma aletler ön planda. Pirinç derken Gönen Baldo pirinci kastetmiyorum yanlış anlaşılmasın. Saksofon, trombon gibi alet edevattan bahsediyorum. Buna rağmen grubun has elemanları Dave Caswell ve John Smith müzikte ön plana çıkan pirinç aletlerden ziyade ahşap nefeslileri çalıyorlar. Müziği belirleyen Caswell ve Smith iken böyle enteresan bi açılım da hoş tabi. Toparlarsak, her iki albümün de genelinde üflemelilere dayanan şaane Jazz Rozk Fusion dinleme garantisi var.
İngiliz menşeli olan grubun vokali Geoff Brown da yetenekli bi abimiz olduğunu sık sık gösteriyor. Bir de orijinal kadrosu 6 kişiden oluşmasına rağmen albümde 12 kişilik bi kadro yer almış bunu da belirtmeden geçmeyelim.
Ask for Nothing, Open Up Your Mind ve In Your Minds Eyes benim bu albümdeki favorilerim. Sıkılmadan, insanı zorlamadan ama kaliteden de asla taviz verdirmeden dinlenilebilecek albümlerin başında gelir bu albüm.
GALLIARD
Andrew Abbott / Bass, 2. Lead Vokal
Geoff Brown / Vokal, Rhythm Gitar
Dave Caswell / Woodwind (Saksofon & Flüt)
Richard Pannell / Gitar, Sitar
Leslie Podraza / Davul
John Smith / Woodwind
Harald Beckett / Trumpet, Flüt, Horn
John Hughes / Trombon
Lyle Jenkins / Saksofon
John Morton / Klavye
Tony Roberts / Saksofon, Flüt
Tommy Thomas / Vurmalılar
NEW DAWN
1 - New Dawn Breaking (4:20)
2 - Ask For Nothing (9:02)
3 - Winter-Spring-Summer (5:57)
4 - Open Up Your Mind (3:14)
5 - And Smile Again (4:09)
6 - Somethings Going On (4:54)
7 - Premonition (4:45)
8 - In Your Minds Eyes (6:31) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| FRED - LIVE AT THE BITTER END (1974) |
| |
Evet söz verdiğim gibi sırada Fred var… 3 albümü olan grubun -ki bu albümler anlaşılmaz biçimde zamanında yayınlanmamış- canlı performanslarının kaydedildiği son çalışması.
1967’de Ken ve Joe beraber çalmaya başlamışlar. 1970 yılına gelindiğinde Bo, Gary ve David’in katılımı ile tam kadroyu kurmuşlar. Bir süre Jethro Tull, Traffic, Zappa, King Crimson coverları yapmışlar. Sonra, şair olan Gary’nin verdiği ilham ile kendi besteleri üzerinde yoğunlaşmışlar.
Dediğim gibi grubun albümleri yapıldığı tarihte gün yüzü görememiş. Sadece kendi adını taşıyan ilk albümlerinde olan “A love Song” single olarak yayınlanmış.
İlk albümleri olan “Fred”de müzik, daha çok o dönemlerin Amerika’sında ağırlıklı olarak görülen Psychedelic tarza yakın bir sound ile yapılmış. Ancak ondan sonraki 2 albümü (bu ve Notes on a Picnic) tam fusion (jazz-rock) tadında. Diyebilirim ki Amerikalıların yaptığı en başarılı fusion albümlerinden ikisine bu grup imza atmış. Tabi bu benim fikrim. J Grubun tüm albümlerinde keman ve gitar ön planda. Özellikle David Rose un (ki rahmetli oldu) kemanı gerçekten muhteşem. Joe Decristopher’ın gitar stili gerçekten kendine özgü. Özellikle ilk albümde kullandığı ton çok etkileyici… Diğer 2 albümünü de kesinlikle ekliycem. Bo Fox’a da ayrı bir parantez açmak lazım. Usta bir Jazz davulcusu gibi çalıyor.
İlk önce bu albümü koyma nedenim, grubun ne kadar yetenekli ve ne kadar özel müzisyenlerden kurulduğunu görmenizdir. Bence bir grubun kalitesini gösteren canlı performansıdır. Her ne kadar tanınmamış olsalar da albümü olup meşhur olanlardan aşağı kalır yanları yok hatta birçoğundan çok daha iyiler. Şarkıların tamamı aynı kalitede ve içleri sürprizlerle dolu... Özellikle “Pachanga”da ortalara doğru bas gitar ile başlayıp, gitar keman klavye ve davul ile coşan bölüm gerçekten usta işi… Muhteşem. Sürekli agresif giden ama asla melodi duygularından ödün vermeyen bir grup.
Yazık olmuş, hem de çok. 1974’de dağılan grup yine de o yıllardaki kayıtlarını saklamış ve bize dolu dolu 3 albüm bırakmışlar. Kesinlikle dinlemenizi tavsiye ederim.
FRED
Joe Decristopher / Gitar
David Rose / Keman, Vokal
Ken Price / Klavye, Vokal
Mike Robison / Bas Gitar, Vokal
Bo Fox / Davul, Vokal
Gary Rosenberg
LIVE AT THE BITTER END
1 - Variations (03:46)
2 - Nocturnal (12:06)
3 - Freefall (02:11)
4 - Morose Code (04:39)
5 - Pachanga (07:44)
6 - Cathode Ray Fantasy (02:51)
7 - Immersions (06:59)
8 - Mucous Music (06:38) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| BIJELO DUGME - KAD BI' BIO BIJELO DUGME (1974) |
| |
Çok uzun zaman önce plak çalarım çalışırken elime geçmişti bu albüm. Kapağa bakıp 70'li yılların o salak pop/disco albümlerinden biri sandıydım da getiren arkadaş "olm şaane bi albüm" dediydi. Böyle salak bi kapak kullanan elemanlardan progressive rocker olmaz diye geçirmiştim içimden de yanılmışım. Ha, dehşet bi albüm de değil şüphesiz bu (ikinci albümleri dehşetin de ötesinde bi başyapıttır belirtelim; Šta Bi Dao Da Si Na Mom Mjestu (1975)) ama beğenmeyen de çıkmayacaktır pek. Başta dile alışmak zor oluyor. Yugoslavca sonuçta. Sık dinlediğimiz bi dil değil. Ama müzik zaten alıp götürüyor seni, Zeljko Bebek'in vokali de ayrı bi güzellik tabi.
Bugüne dek niye atlamışız sorusu sorduran gruplardan ve albümlerden biriyle karşı karşıyayız anlayacağınız. Yugo biraderlerde daha iyileri de var ama Bijelo Dugme'nin (Beyaz Düğme) yeri de bi başka. Hem dünya müziğine de ekstra bir armağanları var; Goran Bregovic. Şimdilerde etnik müzikle pop alaşımlarını birleştiren arkadaşımız bu gruptan yetişmedir. Fakat Bijelo Dugme ile Bregovic müziği hiçbir benzerlik de göstermez. Bu neyin göstergesidir isteyenlerle tartışırız. :)
İlk parça Kad Bi' Bio Bijelo Dugme 10.23'lük şaane bi parçadır (ulen referans noktası vermeden şaane demek de pek yakışmıyor bu saatten sonra ama idare ediceksiniz artık). Üzerine konuşmaya çok da gerek yok. Dinleyen anlar ne demek olduğunu. İkinci parçanın girişi öyle bi hava yaratıyor ki ben her seferinde kendimi Chicago'da saçma salak bi barda uyuklarken buluyorum kendimi. Alkolden kafamı kaldıracak durumda değilim ve bi anda fonda acayip bişey çalıyor. Vokal girince önce bi bu ne lan Chicago'da böyle bi dil yok diyorum kendi kendime ama müzikle birlikte o etk ide kayboluyor. Selma ise o dönemin en ünlü aşk baladlarından. İsimden dolayı komik gelmekle birlikte fena etkiler bırakan bi parçadır. Selma ve Progressive Rock! :) Patim Evo Deset Dana ise benim favori parçam bu albümde. Bregovic'in harmonikasıyla başlıyor ve adamların her şekilde dünya müziğinin içinde yer aldıklarının kanıtı. Ritimleri Heep ritimleri ile benzeşiyor da belki o nedenle benim favori parçam. Tam anlamıyorum ama "iii... iiyyyaaaa... isinaaa paina paina paina packi.. aslında ti i ja iz inata inata inata ... diyomuş bu arada) gibi bi bölüm var parçanın ortasında bayılıyorum ben o kısma.
Dinleyin işte be!..
BIJELO DUGME
Goran Bregovi? / Gitar, Harmonika
?eljko Bebek / Vokal
Zoran Red?i? / Bass
Goran "Ipe" Ivandi? / Davul
Vlado Pravdi? / Hammond Org, Moog Synth, Piyano & Elektrikli Piyano
KAD BI' BIO BIJELO DUGME
1 - Kad bi' bio bijelo dugme (10:23)
2 - Blues za moju bivsu dragu (6:23)
3 - Ne spavaj mala moja muzika dok svira (2:30)
4 - Sve cu da ti dam samo da zaigram (4:04)
5 - Selma (6:09)
6 - Patim evo deset dana (4:51) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| 18 KARAT GOLD - ALL BUMM (1973) |
| |
Embryo, Amon Düül II ve Motherhood'dan elemanlar birleşirse ortaya ne çıkar? Aha bu çok da iyi olmayan albüm çıkar. Sanılanın aksine muhteşem bir çalışma değil bu albüm. Hatta pek çok dinleyici beğenmeyecektir de. Krautrock adına bi mihenk taşı, Alman müziğinde bi yenilik ya da efsanenin geri dönüşü gibi bir şey de yok ortada. Zaten grubun adı da albümün adı da pek bi cıvık benim açımdan. Ben pek sevmem kısaca bu albümü. Yonçin, Dude ve Lolipop dinlediler mi daha önce bilemiyorum ama dinledikten sonra bi iki kelam etsinler üstüne de yanılıyor muyum yoksa yanılmıyor muyum bi görelim. Çünkü bazen hakikaten enteresan durumlar olabiliyor. Daha önce de bahsettiğim üzere Yes - Relayer albümünü bi kez dinleyip sonra 6 ay uzak durmuştum Yes'ten. Bi gün tekrar elime aldığımda ne değiştiyse adamların en iyi albümü oldu benim için. Mood dedikleri şeyle uyuşmazlık oluyor sanırım ara sıra.
Bu arkadaşlar melodik yanı ağır basan bi türde krautrock yapıyorlar. Hatta işin Heavy kısmına da kayıyorlar denilebilir rahatlıkla. Şu parça muhteşem bu parça kötü gibi bi değerlendirme yapamıyorum zira hepsi sıradan geliyor bana. Unh! Pek bi ağır konuştum galiba. Neyse yahu ben pek beğenmem bu albümü.
18 KARAT GOLD (ACHTZEHN KARAT GOLD)
Jörg Evers / Gitar
Keith Forsey / Davul
Klaus Ebert / Gitar
Lothar Meid / Bass
ALL-BUMM
1 - Going home
2 - Come on Monday
3 - Flying
4 - Goldrush
5 - Star-eyed
6 - Dr. Stein
7 - Elektric infected
8 - I am just a man
9 - See me in your dreams
10 - If my guru would know
11 - Cool |
|
|
|
| |
|
| |
|
| DON BRADSHAW LEATHER - DISTANCE BETWEEN US (1972) |
| |
Gizem bizleri büyüleyen bir olgudur, merak uyandırır. Net bir bilgiye ulaşamamak “gizemi” “Efsane” boyutuna taşır.
Adının bile Don Bradshaw (albüm kapağında Don Bradsham yazmakta) olduğu şüpheli olan bu adam ve yaptığı bu albüm hakkında ortada birçok rivayet dolanmakta. Rivayetlerin sayısının "birçok" olmasının nedeni albümün insanlar üzerinde bıraktığı etki.
Gerçekten enteresan bir albüm, hem de çok… Neredeyse sadece klavye kullanılmış. Hem de korkutucu düzeyde. Tabi biraz uçuk kaçık vurmalı, uzaklardan gelen kadın sesi hatta flüt de var işin içinde... Albüm bir korku filminin soundtracki modunda. Pek bir besteye dayanmadığını tahmin ettiğim deneysel ve doğaçlama bir müzik.
Kapakta görülen adam Don Bradshaw mu kimse bilmiyor. Öyle olduğu tahmin ediliyor. Albümün yayınlandığı firma özel bir firma olduğu için oradan da bir sonuç çıkmıyor... Ortada o kadar çok laf dönüyor ki. En çok konuşulan da Barkley James Harvest’ta çalmış olan Robert John Godfrey olduğu yönünde. Ama sonra birçoğu tarafından o da yalanlanmış.
Ne kadar doğru bilmiyorum ama en sonunda adamın kız kardeşi çıkmış ve abisi ile ilgili bilgi isteyenleri aydınlatmış. Kadının dediğine göre Don, 1948 yılında doğmuş. Klasik müzik ile ilgili çok sağlam eğitim almış. 70’lerin başında Essex’teyken bir şekilde bulduğu fonlarla kendi stüdyosunu kurmuş. İçinde de bir kilise orgu ile -albümde çokça duyacaksınız- albümü çok basit teknikler ile kaydetmiş. Kadın albümü “Aynı oranda Karar ile Merhamet arasında bir denge-bütünlük içinde geçen karar ve merhamet dengesi ” olarak tanımlamış. Böyle bir albümü yapan adamın kardeşi de anca böyle yorumlar albümü. :) Toptan uçmuşlar. :) Onun için bu kadının verdiği bilgilerin doğru olduğunu düşünüyorum. Bu arada Adam denene göre 10 küsür sene önce ölmüş.
Albüm ile ilgili çok farklı tanımlamalar var. En değişiklerinden biri: “Cehennemde bir barda siyah metal bir piyano düşünün, Don Bradshaw Leather’ın estetiğini anlamaya başlarsınız.” Başka bir tanesi : “Korku Senfonisi”. Bilinmezlik ve güzellik insanlarda fazlaca merak uyandırmış. Ben de dahil, bu adamın gerçekte kim olduğunu dinleyen herkes merak ediyor
Sonuna kadar karanlık, depresif, deneysel, deli, uçuk, kaçık, bulanık... Ama gerçekten çok etkileyici ve kopuk bir çalışma. Kısaca bu dünyadan olmayan bir albüm...
DISTANCE BETWEEN US
1 - Distance Between Us [Part 1] (19:00)
2 - Distance Between Us [Part 2] (18:24)
3 - Dance of the Goblins (22:58)
4 - Autumn Mist (23:14) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| CLARK HUTCHINSON - A=MH2 (1969) |
| |
Aslında bir isim gibi duruyor Clark Hutchinson… Ben de öyle zannetmiştim ilk. Adam kesin gitaristtir, Erkin Koray gibi adı öndedir. Ama öyle değilmiş.
Dinleyeceğiniz müziği yapan sadece 2 kişi. Yaptıkları albümlerden ilki bu. 1970’de “Retribution”, 1971’de “Gestalt”ı çıkardılar. Bir de 1994’de “Blues” adı altında yayınladıkları albüm; 1969’dan önce ki kayıtlarını içermekte.
A=MH2 kesinlikle yaptıkları en iyi çalışma. Hatta bir klasik desem abartmış olmam. 12 saatlik 2 çalışmada bu albümü yapmışlar… Ve sadece 2 kişi. Gerçekten inanılmaz.
Baştan sona Emprovize sololarla ve fikirlerle dolu olan albüm, etnik melodilerle işlenmiş. Tarz olarak Indo Rock/Raga olarak geçer. Ama sadece bu tarif albüm için yeterli değil diye düşünüyorum. Blues, Psych-trip, folk, hatta fusion’a bile uğramış bir çalışma… Tarz belirleme işi her zaman kolay olmuyor maalesef. Bu da onlardan birisi…
Mick Hutchinson bir gitar ustası. Bilmeyen varsa öğrenmeli. Doğu ezgileri doludur soloları. Zaten müzik kariyerine tabla ustası olan Sam Gopal ile Hint müziği yaparak başlamış. Albüm boyunca inanılmaz güzel sololarına şahit olacaksınız. Neredeyse hepsi doğaçlama. Muhteşem! Andy Clark’a da haksızlık etmeyelim biraz da ondan bahsedelim. Adam eline ne geçerse çalabilen bir adam. Gitar hariç ne varsa çalmış. :)
İkili 1971’de dağılmış. Hutchinson, 1998 yılında solo albüm çıkarana kadar Agent Orange, America, Anderson/Bruford/Wakeman, Ashford & Simpson, Roy Ayers, The B-52's, Whitney Houston, Madonna, Manhattan Transfer, The O'Jays, Diana Ross, David Sanborn, Neil Sedaka, Village People gibi isimlerin yapımcılığını falan yapmış. Andy Clark ise Jeff Beck (upp albümü) David Bowie gibi müzisyenlerle beraber çalmış.
Süper bir albüm... Harika bir albüm… Çok keyif alacağınızdan eminim. Muhtemelen keyiften fazlasını hissettirecek. Yapılmış en güzel doğaçlama albümlerden biridir bu. Keyfini çıkarın…
CLARK HUTCHINSON
Mick Hutchinson / Gitar
Andy Clark / Klavye, davul, Sax, Flüt
A=MH2
1 - Improvisation on a Modal Scale (10:02)
2 - Acapulco Gold (7:17)
3 - Impromptu in 'E' Minor (8:19)
4 - Textures in 3/4 (10:35)
5 - Improvisation on an Indian Scale (13:09) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| DEEP PURPLE - CONCERTO FOR GROUP AND ORCHESTRA (1970) |
| |
Deep Purple. Bahsetmeye gerek yok sanırım. Hepimizin tanıdığı, tanımayanların en azından ismini veya şarkılarını duyup sevdiği, sevmese bile saygı duyduğu efsane grup. O grubun Mark II’si. Yıllar 1970’i gösteriyor. Rock, dünyayı sarmış sarmalamış durumda. O zaman boşluğunun ortasında bir isim. Jon Lord. Klavyesiyle dünyalar yaratan bir adam, müziğin gelişmesine sadece tanık olmakla kalmamak istediğinden belki, belki sadece yeni bir şeyler denemek istemesinden ya da tamamen biz bunu da yapabiliyoruz demek için... Tüm bir concertoyu kendi başına yazıp, koskoca İngiliz Kraliyet Filarmoni Orkestrası’na bunu bir avuç hippiyle çalmalarına ikna eden isim.
Albüm hakkında çok fazla konuşmamak istiyorum zira topluca yazılmasına karar vermiştik en son. Ön adım atmak gerek diye, ilk birkaç naçizane yorumumu iliştirmek istiyorum sadece... İzlediğim en garip konserlerden biriydi bu sanırım. Sahnede Deep Purple, arkalarında onlarca kişi. İki grubun da kendilerine has müzikleri var ve bunu birleştirmek üzereler. Nefesimi tutmuştum adeta ilk izlerken. Ne yapacaklar? Nasıl çalacaklar? Dinlemeyenler varsa onlar da tutsun. İzleyip ya da dinleyip görsün/duysun. Üstünde bahsedilmemesi gerek bana göre bu konserin. Sadece dinleyin…
DEEP PURPLE
Ritchie Blackmore / Gitar
Ian Gillan / Vokal
Jon Lord / Org, Klavye, Arka Vokal
Ian Paice / Davul, Perküsyon
Roger Glover / Bass, Arka Vokal |
|
|
|
| |
|
| |
|
| JOSE CID - 10000 ANOS DEPOIS ENTRE VENUS E MARTE (1978) |
| |
70’ler Portekiz müziğini ele aldığımızda Quarteto 1111 Tantra, Banda Do Cascao, Petrus Castrus gibi gruplar arasında belki de en göze çarpanıdır Jose Cid. Cid, "10000 Anos Depois Entre Venus E Marte" albüm performansıyla kendisini kanıtlamış, saygıdeğer bir müzik insanıdır. Yanında çalan müzisyen arkadaşların da hakkını vermek lazım tabii ki de. Fakat aynı cümleyi tekrarlamaktan ne kadar sıkıntılı olsam da belirtmek istiyorum ki albüm hak ettiği ilgiyi bulamamış, tarihin tozlu raflarında ilgili kimseler tarafından keşfedilmeyi beklemiştir.
Albüm, Cid ve klavyesi hegemonyasındaki sekiz parçadan oluşmaktadır. Enstrümanların uyumu inanılmazdır. Bazı yorumcular tarafından 70’lerin en önemli mellotron dinletisi olarak gösterilmektedir.
Kısaca konsepti de özetlemek gerekirse, efenim dünya yıkıma uğramıştır. Bu olaydan bir adam ve bir kadın uzay gemisine binip uzaklaşarak paçayı kurtarmışlardır. Aradan 10000 yıl geçer. Elemanlar dünyanın eski dengesini ve güzelliğini tekrardan var etmek amacıyla ellerindeki teknolojiyle harap olmuş gezegenlerine geri dönerler.
Görüldüğü gibi Sci-Fi odaklı bir hikaye ve buna paralel düşüncelerle kurgulanmış sesler bütününden ibaret, leziz bir albümdür. Şarkı sözlerinin Portekizce olması salt müziğe yoğunlaşmayı olanaklı kılacaktır. Eh, hala konsepte takılıp da derin düşüncelere dalacak olanlara ise hiçbir sözüm yok.
JOSE CID
José Cid / Piyano, Synthesizer, Mellotron, Vokal
Josi Carrapa / Gitar (8)
Ramon Gallarza / Davul, Perküsyon (1-7)
Zé Nabo / Bas Gitar, Gitar (1-7)
Guilherme Scarpa Inãs / Davul, Perküsyon (8)
Mike Sergeant / Gitar (2)
10000 ANOS DEPOIS ENTRE VENUS E MARTE
1 - O Ultimo Dia Terra (4:24)
2 - O Caos (5:50)
3 - Fuga Para O Espaco (8:09)
4 - Mellotron O Planeta Fantastico (6:43)
5 - 10,000 Anos Depois Entre Venu E Marte (6:03)
6 - A Partir Do Zero (4:44)
7 - Memos (2:22)
8 - Vida (Sons Do Quotidiano) (12:41) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| AXE - LIVE & STUDIO (1970) |
| |
Hep yakınırız, zamanında güzel müzik yapmış üstâdlarımızın değerini yeterince bilmiyoruz diye… Evet bilmiyoruz doğru. Zaten elimizde yüzlerce grup yok, olanın da kıymetini bilmiyoruz maalesef. İngiltere, Amerika gibi ülkelerde ise durum biraz farklı. O kadar çok grup var ki… Ve bu gruplar o kadar iyiler ki aralarında “klasik” olabilecek birçok albüm o zenginliğin içinde kaybolup gitmiş. Bizde imkansızlık ve ilgisizlikten, onlarda şansızlık ve sırasızlıktan(bu tabiri yeni buldum)… :)
İşte Axe de bunlardan biri. Albüm yapma şansı bulamamış, harika bir grup. Diyeceksiniz ki “Madem bu kadar iyiler, İngiltere gibi bir ülkede nasıl olur da gözden kaçmışlar?”. Herhalde en mantıklı cevap “Amerika da Fred gibi bir grup nasıl oldu da gözden kaçtıysa, bu da kaçmış olabilir” olurdu herhalde. :)
Bu kayıp grup hakkında doğru düzgün bir bilgiye ulaşamadım. Albüm, denene göre Lord Barford Croquet turnesinde 1969 yılında canlı olarak kaydedilmiş. Buram buram acid ve psychedelia kokan, çok sağlam gitar sololarının olduğu, dişi vokalin folk havasında kullanıldığı bir albüm bu. Jefferson Airplane, Cream, Jimi Hendrix Experience, Grateful Dead gibi grupların bir karışımı desek doğru olur sanırım. Vokal, prodüktörlüğünü Keith Relf’in (The Yardbirds) yaptığı “Saturnalia” grubunun vokalisti Aletta ile “Jullian’s Treatment”dan Cathy Pruden karışımı bir şey… Gayet başarılı anlayacağınız J.
Hayatımda bir cd’nin ikinci elinin 118 $ a satıldığını bu grup ile gördüm. Kim basmış ne kadar basmış bilinmez ama yapanın ellerine sağlık. Şarkılara gelince hepsi birbirinden güzel… Ayırmak gibi olmasın ”The Childs Dream” ve “Strange Sights and Crimson Nights” benim ilk dikkatimi çeken şarkılar oldu. “Strange Sights…”da vokal gitar işbirliği çok başarılı. “Childs Dream” adından da anlaşılacağı üzere trip bir şarkı. “Ahinam take II” kısa ama bomba bir şarkı, tadını insanın damağında bırakıyor. Albümde bulunan “A House is not a Motel” bir Love coverı… Zaten tarz olarak Love’dan da bir şeyler var bu grupta.
Bir paragraf da bu Barford denen adam için açmak lazım. Grubu çekip götüren bu adam. Harika iş çıkarmış. Bazı soloları bana Barış Manço’nun psychedelic vakitlerini anımsatıyor. Başka bir yerde çalmış mı bilmiyorum ama müzikten kopmuşsa çok yazık olmuş.
Acid, Psych, trip sevenler, bu albümü kesinlikle kaçırmayın. Jam sessionların olduğu enfes bir albüm…
Not: Axe adında 70’lerde başka bir İngiliz grup daha var, “Axe” ve “Nemesis” diye albümleri olan. Bu grubun onunla bir bağı yoktur. Zaten bu albüm zamanında yayınlanmadı…
AXE
A.Barford / Gitar
S.Gordon /Davul
M.Nobbs /Bas Gitar
Vivienne /Vokal
R.Hilliard /Akustik Gitar
LIVE & STUDIO
1 - Here to There (0:38)
2 - Ahinam Take II (2:27)
3 - Another Sunset, Another Dawn(4:08)
4 - The Child Dreams(9:05)
5 - A House is Not a Motel (4:46)
6 - Peace of Mind (3:08)
7 - Dark Vision (2:28)
8 - Strange Sights and Crimson Nights (6:22)
9 - Here to There (live, 1969) (8:20) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| METİN H.ALATLI - SENTETİK OYUN HAVALARI (1974) |
| |
Aslında Gentle'ın kafasına koca bir taşla birlikte gelecek başka bir albüm yayınlamayı düşünüyordum ama bi tane daha bizden bir şeyler olsun diyerek bu albümde karar kıldım. Artık başka bir zaman yararız kafasını napalım.
Kardeşim, hep ecnebilerden mi çıkacak bu tür müzikler, var da biz mi duymadık diyen progressive severlere ahanda işte, var bizde de kardeşim diyerek Türk işi moog eseriyle Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Metin Alatlı'ya geçiyorum.
Metin Alatlı: Sentetik Oyun Havalari isimli LP'si ile Türk elektronik müziğinin ilk örneklerinden bir kısmının altına imzasını atmış, eski siluetler grubunun klavyecisidir. Unutmadan da belirtelim film müzikleri alanında da bir kaç çalışması olup Türkiye’de aranjman türünü ilk uygulayan kişilerdendir.
Alaturka'dan Alamoog'a Esinlemeler: Metin Alatlı tarafından modern ritimlere özellikle moog ve arp 2600 synthesizer'ına uyarlanmış birbirinden güzel parçalar içeriyor. Bize has melodilerin, moog tarzı müzikle icra edilmesinin sonucu aslında bu albüm. Metin Alatlı siluetlerin dağılmasından sonra üniversitenin bitiminde dışarıya açılıp Avrupa'dan Asya'ya, Uzakdoğu'dan Ortadoğu’ya kadar çalışmadığı yer ve müzisyen neredeyse kalmamış. Yedi yıllık bu uzun gezinin sonrasında, 1974 yılında Türkiye’ye geri dönmüş. 1975 yılında da Stephan Umutyan ve Duyal Karagözoğu'nun gayretleriyle işte bu albümü çıkarmışlar.
Öte yandan albümün kaydı o zamanlara göre de çok iyi başarılmış, sesler temiz pürüzsüz. Dinlenmesi oldukça zevkli kıpır kıpır bi albüm Alaturka'dan Alamoog. Zaman zaman Zeki Alasya, Metin Akpınar filmleri hatırlayacaksınız albümü dinlerken. Müzisyen kadrosu da oldukça iyi albümde, enstrüman çeşitliliği de tarza göre pek bol. Hhammond, sitar, tumba, arp, vurmalılar vs. Favori parça olayına girmeyeceğim çünkü hepsi birbirinden güzel de "Mevlana Böyle Dedi" adlı parça sanki birazcık daha favori gibi. :) Neyse keyifle dinleyin.
Metin Alatlı 1989 yılında vefat etmiştir. Bizlere böyle güzel bir yapıt bıraktığı içinde rahmetle anıyoruz ayrıca.
Ulen ne güzel bir şey be, geride anılacak bir şeyler bırakıp gitmek bu dünyadan anasını satayım. Hislendim bak şimdi. Ağustos böceği misali gez, toz, ye, iç, uyu bir şey üretmeye çaba harcama, sonrada hayıflan. Lenn var yaa,var ya aahyaaakk uleyn. :(
METİN H. ALATLI
Metin H. Alatlı / Arp 2600, Synthesizer, Hammond H-112 org, l-220 Leslie, Sitar
Stephan Umutyan / Fender Jaguar, Telecaster Elektro, Gibson Dove Akustik, Gibson Les Paul bas gitar, Shankar sitar
Yaz Baltacıgil / Fender Jazz Bas
Atilla Ceyhan / Tüm Taksimler
Erdoğan Aktuğ / Ludwig Super Classic Davul
Veysel Çadır / Ludwig Down Beat Davul, Tumba
Duyal Karagözoğlu / Kayıt
Yeşil Giresunlu / Moral Destek
SENTETİK OYUN HAVALARI
1 - Beyoğlu’nda Gezersin
2 - Gül Ağacı Değilem
3 - Silifke – Bombili - Niksar’ın Fidanları
4 - Fındık Kurdu - İbibikler - Dere - Düriyem
5 - Çayda Çıra
6 - Dede Efendi
7 - Haydar Haydar
8 - Nikriz Longa
9 - Dök Zülfünü
10 - Rast Saz Semaisi
11 - Silemezler Gönlümden
12 - Olam Boyun Kurbanın - Aman Avcı - Hoş Bilezik
13 - Nasıl Geçti Habersiz
14 - Mevlana Böyle Dedi |
|
|
|
| |
|
| |
|
| A.R. & MACHINES - DIE GRUNE REISE (1971) |
| |
Bak yine dayanamadım geldim... Hazır buluşma planlarının verdiği heyecan ve gaz içimde tanımlayamadığım nesnelere dönüşmüşken ve çalışmam gereken finaller henüz beyin kıvrımlarımı düzleştirmemişken bu albümü paylaşayım dedim...
Günlerdir dinliyorum bu albümü elimde olmadan. Farkında olmamanın da sağladığı derin bir iç huzuruyla ''boş ver gitsin be abicim daha 4 gün var sonra çalışırsın'' diyorum kendime. Aslında kafam karışık biraz. Achim Reichel abimiz deneysel çalışmış bu albümde, ben de öyle yapacağım gibi, parmaklarım hangi tuşa basarsa o yazılmış olacak işte. Aslında... Düşündüm de böyle olmamalı, bu salma halim yaptığım işi boşvermişliğimden kaynaklanmıyor. Belki de bu soba arkasına kıvrılmış kedi modum, albümün nasıl olduğunu anlatacak yeteneğimin olmayışındandır... Bilmiyorum kediliğin yanında eşeklik de ettiysem af ola...
Albümün tamamı dinlenilebilecek nitelikte fazlasıyla kraut hatta biraz asidik tribal spacey. Aslında tarz konusunda çok da emin değilim her şey olabilir. Gitarın ve efektlerin ön planda olduğu bi albüm ve kulağa oldukça hoş geliyor tınılar. ''Almanlar bu işi iyi yapıyor'' dedirtiyor adama. 11 dakikalık ''Truth And Probality'' benim favorilerim arasında bi de ''As If I Have Seen All This Before'' da dikkat edilmesi gereken bir parça... Aslında albümün tamamı öyle! Ayrımcılık yapmayayım durduk yere.
Hadi bakalım yeşil bir yolculuğa çıkma vakti geldi... Paçalarımızı çorapların içine sokalım diyesim var ama bu kış gününde kenecikler de toprağın altında uyuyorlar...
Ayyy ne saçmalıyorum ya!!! Mazur görün lütfen...
A. R. & MACHINES
Achim Reichel / Gitar, Vokal
Frank Dostal / Şarkı Sözleri
DİE GRUNE REISE
1 - Globus (2:56)
2 - In The Same Boat (2:06)
3 - Beautiful Babylon (5:01)
4 - I´ll Be Your Singer (2:26)
5 - Body (1:57)
6 - A Book´s Blues (1:40)
7 - As If I Have Seen All This Before (5:31)
8 - Cosmic Vibration (4:41)
9 - Come On, People (2:54)
10 - Truth And Probality (11:41) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| EIK - HRISLAN OG STRAUMURINN (1977) |
| |
Biraz İzlanda havası alalım...
%83’ü hali hazırda internet kullanıcısı olan İzlanda'nın biraz boşladığını düşündüğüm bir grup Eik. Zira hakkında İzlandaca'yı geçtim İngilizce olarak bile doğru dürüst yazılmış bir şey bulamadım.
Her neyse… Bahsi geçen memleketten çıkmış en iyi gruplardandır. 1971 yılında müzik kariyerine başlamış olan grup ikinci albümleri "Hrislan Og Straumurinn" ardından 1978 yılında dağılmışlardır.
Eik, senfonik tabanlı jazz, blues ve biraz da funk öğelerle oluşturmuştur parçalarını. Albümün sürprizleri boldur. Yine de rahat dinlenebilir olmasıyla dikkat çeker. Yes’ten fazlasıyla etkilenmiş olmalarına karşın daha fazla türlerde dolanmaları ilk başta tutarsızlık abidesi olarak insanın bilinç altına işlese bile oturaklı bir grup olduğu dinlenince anlaşılıyor. Sanki önceden hazırlanılmamış da direkt stüdyoya dalıp içlerinden geleni çalmış herifler. O derece rahatlar benim gözümde.
Şüphesiz albümün en ağır topu yaklaşık 15 dakikalık albüme de adını veren "Hrislan og Straumurinn"dir. Fakat parçalar iyi-kötü, ağır-hafif demeden kesintisiz dinlenilirse bütünlük bozulmayacak ve dinleyici daha büyük bir keyif alacaktır.
İskandinav bağımlıları bir adım öne...
EIK
Magnus Finnur Johannsson / Vokal, Yan Flüt
Thorsteinn Magnusson / Gitar, Mini Moog, Vokal
Petur Hjaltested / Klavye
Asgeir Oskarsson / Davul
Haraldur Thorsteinsson / Bas Gitar, Perküsyon, Vokal
Tryggvi Julius Hubner / Gitar, Perküsyon, Vokal
HRISLAN OG STAUMURINN
1 - Hrislan og Straumurinn (14:23)
2 - Eitthvad Almennilegt (4:05)
3 - Diskosnudurinn (2:01)
4 - Í Dvala (2:23)
5 - Átthagar (3:17)
6 - Fúnk (4:16)
7 - Fjöll (4:27)
8 - Í Stuttu Máli (0:48) |
|
|
|
| |
|
| |
|
| |
| |
| |
| |
| |
| |
|