Julia Margaret Cameron / Soft Focus Bağımlısı

Fotoğraf tarihinin en enteresan fotoğrafçılarından biridir Julia Margaret Cameron.  Hepi topu 11 yıl süren fotoğraf kariyeri ile bugün yani 150 yıl sonra bile hatırlanabilmeyi başarmış güzide kişiliklerdendir. Hoş, fotoğrafla ilgilenen 100 kişiden 99 bilmez belki kendisini ama bu Julia’nın değil o 99 kişinin ayıbıdır. Zira erkeklerin dünyasında ve onlardan farklı bir arayışla ürettiği fotoğrafları ile tepkileri üzerine çekmekten korkmamış, aradığını yakalayabilmek adına modellerini kimi zaman saatlerce aynı pozisyonda oturtmuş ve fotoğrafa obsesif bir şekilde bağlanmış bir kadını tanımamak, bilmemek, duymamış olmak büyük bir eksikliktir.

Julia Margaret Cameron /
Julia Margaret Cameron
Julia Margaret Cameron

1815’de Kalküta, Hindistan’da doğmuş Julia Margaret Pattle.  Babası James Pattle’in Hindistan’da Doğu Hindistan Şirketi’nin (East India Company) bir yetkilisi olduğunu belirtmekte fayda var.  Bilen bilir, Doğu Hindistan Şirketi kurulduğu 1588’den itibaren dünyaya yayılarak tekel olmayı başarmış ve zamanla emperyalist bir politik yapılanmaya dönüşmüş ilk şirkettir.

Ailesi Hindistan’da iken eğitimini Fransa’da alan Julia sonrasında Avrupa’da kalmak yerine Hindistan’a dönmüş ve Charles Hay Cameron ile evlenmiştir. 1848’de Charles emekli olmuş ve ailecek İngiltere’ye dönmüşler, 1860’da Wight Adası’na (Isle of Wight / 1968-1970 yılları arasındaki rock festivalleri ile bilinen ada) yerleşmişlerdir. 1863 yılında kızı Julia’ya bir fotoğraf makinesi hediye etmiş ve Julia Margaret Cameron’ın fotoğraf kariyeri başlamıştır.

Julia fotoğraf üretmeye öyle takıntılı bir şekilde bağlanmıştı ki tam tabiriyle gözü başka hiçbir şeyi görmüyordu. Kısa sürede hem Photographic Society of London ve Photographic Society of Scotland topluluklarına üye oldu. Fotoğrafla ilgili ilk bilgileri ve daha sonraları geliştireceği “yumuşak odaklı süslü portreler” tekniğinin temellerini o sıralarda 26 yaşında olan ressam ve fotoğrafçı David Wilkie Wynfield’dan öğrendi. Wynfield ve onun gibi hem ressam hem de fotoğrafçı olan sanatçıların diğer fotoğrafçılardan farkı arayış içinde olmalarıydı. Bu arayış ise onların değişik teknikler peşinde koşmalarını sağlıyordu.

Kendine Has Özellikler

Cameron kısa sürede kendine ait bir teknik geliştirmişti. Her ne kadar dönemin sanat çevreleri ve diğer fotoğrafçıları tarafından beğenilmese de onun hepsinden farklı yanları vardı. Keskin hatlara sahip, tam odaklanmış çalışmalar ve malzeme kalitesi ilgisini çekmiyordu. Bu nedenle de sık sık fotoğraflarda çizikler, parmak izleri, odak ayarsızlıkları gibi sorun(!)lara bağlı “teknik yönden zayıf” eleştirileri alıyordu. Ama eleştirenlerin o dönem farkında olmadığı şey bunun Cameron’ın kendine has tekniği ve tarzı olduğuydu.

Teknik sorunların hiçbirini ciddiye almadan fotoğraf üreten Cameron’ın asıl ilgilendiği şey her zaman için ruhsal derinlik olmuştur. Onun çektiği fotoğrafları incelediğinizde portrelerdeki kişilerin iç dünyalarına ilişkin ip uçlarını mutlaka yakalarsınız, tabi kişileri az çok tanıyorsanız. Fotoğraflarında kusursuz bir denge ve estetik bir dağılım mevcuttur hep. Tarihsel kişiliklerin tüm özellikleri fotoğraflarda mevcuttur. Tanıdığı insanlardan olan şairler Alfred Lord Tennyson, Robert Browning, Henry Wadsworth Longfellow, bilim adamı Charles Darwin, yazar Thomas Carlyle, tiyatro oyuncusu Ellen Terry ve yazar Virginia Woolf’ün annesi Julia Jackson’a ait çektiği portre fotoğrafları her birinin ruh halini ve kim olduğunu açıkça yansıtır. Neredeyse hepsi başlı başına birer başyapıttır.

Portre fotoğraflarının dışında efsanevi kahramanları konu alan çalışmaları da mevcut bu arada. Hatta onun işlerini portreler ve yeniden canlandırmalar olarak iki ayırır çoğu sanat tarihçisi. Bu işleri arasında en bilinenleri de Sir Henry Taylor tarafından canlandırılan Kral David (King David) ve May Prinsep tarafından canlandırılan İtalyan asilzadesi Beatrice Cenci fotoğraflarıdır.

Hüzünlü Son

Zaten bin bir zorlukla ve dönemin erkek dünyasının at gözlüklü bakışları altında yer edinmeye çalıştığı kariyeri 1875 yılında yani başladıktan 11 yıl sonra son buldu. O yıl Seylan’a (bugünkü Sri Lanka) taşınmak zorunda kaldılar. Seylan’da fotoğraf için gerekli kimyasallar ve saf su bulmak zordu. Bu nedenle de çok az sayıda fotoğraf üretebildi. Yerel halkla yaptığı çalışmaların hiçbiri bugüne ulaşamamıştır.

Sayesinde, 1864-1875 yılları arasında hayatta olan bir çok önemli kişiliğin fotoğrafını (o çektiği için) görebildiğimiz Julia Margaret Cameron, 1879’da Kalatura, Seylan’da ölmüştür.

 

*Julia Margaret Cameron’un tüm işlerini PDF formatında buradan indirebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir